Yeni Türk Ticaret Kanunundaki Önemli Değişiklikler

Genç MİAD Hukuk Komitesi Başkanı Avukat Ilgın Sinan tarafından hazırlanan; Türk Ticaret Kanununda Yer alan önemli değişiklikler aşağıdaki gibi yer almıştır:

ANONİM ŞİRKET ESAS SÖZLEŞMELERİNİN VE LİMİTED ŞİRKET SÖZLEŞMELERİNİN

YENİ TTK İLE UYUMU

6102s. Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) yürürlüğe girmesiyle birlikte, Şirketler hukukunda birçok esaslı yenilik uygulama alanı bulmuş ve bu doğrultuda Şirketlerin öngörülen değişimi yaşaması zorunlu hale gelmiştir. Bu doğrultuda Anonim Şirket esas sözleşmeleri ve Limited Şirket sözleşmeleri, TTK’nin öngördüğü standarda ve yine öngörülen takvimde kavuşturulmalıdır. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’unun 22. Maddesine göre; Anonim şirketler esas sözleşmelerini, Limited şirketler şirket sözleşmelerini, TTK’nin emredici hükümlerine riayet etmek şartı ile 1 Temmuz 2014 tarihine kadar Türk Ticaret Kanunuyla uyumlu hale getirmelidirler. Bu süre içerisinde gerekli değişikliklerin yapılmaması halinde esas sözleşme veya şirket sözleşmesindeki düzenlenmeler yerine Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümleri uygulanır. Bu durumda şirketler, kanundaki düzenlemeler dışında hiçbir ayrıcalığa sahip olmayacaklardır.

Anonim ve Limited ana sözleşmelerini yeni TTK’ye uyumlu hâle getirmek için yapılacak genel kurullarda 6103 sayılı Kanunun 20. maddesinin ikinci fıkrası gereğince toplantı nisabı aranmayacak, kararlar toplantıda mevcut oyların çoğunluğu ile alınacaktır. Esas sözleşme tadiline konu olacak unsurlardan biri, Genel Kurullardaki toplantı ve karar nisaplarıdır. Esas sözleşmelerin değişikliği ile ilgili genel kurul toplantı ve karar nisapları TTK m. 421’de, Limited şirketlerde uygulanacak toplantı ve karar nisapları ise; TTK 620. ve 621. Maddelerinde belirtilmiştir. Şirket veya esas sözleşmelerinde daha yüksek nisap öngörülmediği takdirde genel kurul kararları, yukarıdaki maddelerde yer alan toplantı ve karar nisapları uygulanarak alınacaktır.

TTK hükümlerine göre; Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır. Bu kural yönetim kurulunun elektronik ortamda yapılması hâlinde de uygulanacaktır. Bu itibarla, Yönetim Kurulu ve toplantılarına ilişkin Esas Sözleşme hükümlerinin bu asgari standarda uygun şekilde tadil edilmesi gerekmektedir.

TTK ile imtiyazlı paylar konusunda düzenlemeye gidilmiş; imtiyazların, ilk esas sözleşmede öngörülebileceği gibi esas sözleşme değişikliği yapılarak da tanınabileceği öngörülmüştür. Anonim Şirketlerde oyda imtiyaz; eşit itibari değerdeki paylara farklı sayıda oy hakkı verilerek tanınabilecektir. TTK 479. Maddenin 2. Fıkrasıyla, verilecek oy sayıları sınırlanmış olup, bir paya en fazla 15 oy hakkı tanınabileceği hükmü getirilmiştir. Oyda imtiyaz; esas sözleşme değişikliği, işlem denetçisi atanması ile ibra ve sorumluluk davası açılması kararlarında kullanılamayacaktır. 

Limited Şirketlere ilişkin olarak TTK m.618/2 ile farklı itibari değerdeki paylara eşit oy hakkı tanınması yoluyla (Her esas sermaye payına 1 oy hakkı düşmesi şeklinde) oyda imtiyazlı pay yaratılmasına izin verilmiştir. Bu halde en küçük esas sermaye payının itibarî değeri, diğer esas sermaye paylarının itibarî değerleri toplamının onda birinden az olamayacaktır. Ayrıca Limited şirkette imtiyazlı oyların kullanılamayacağı hallere, anonim şirketteki durumlara ek olarak denetçi seçim kararları da eklenmiştir.

6103s. Kanunun 15. Maddesinde belirtilen düzenleme uyarınca şirket sözleşmelerinde “şirketin hak ehliyetinin işletme konusu ile sınırlı olduğunu” düzenleyen hükümlerinin sözleşmelerden çıkarılarak yeni TTK’ya uyumlu hale getirilmesi yasal bir zorunluluktur. Esas veya şirket sözleşmelerinde yapılacak değişikliklerde denetim ile ilgili maddelere özellikle dikkat etmek gerekmektedir. Denetime tabi olan Anonim ve Limited şirketler yeni TTK ile getirilen hükme göre yıllık faaliyet raporlarını ve finansal tablolarını denetime tabi tutmak zorundadır. Denetim faaliyetini üstlenecek denetçi ile ilgili iş ve işlemler için esas sözleşmede düzenleme yapılması şirketlerin lehine olacaktır.

TTK m. 490 uyarınca, nama yazılı paylar herhangi bir sınırlamaya bağlı olmaksızın devredilebilecektir. Ancak bu hükmün aksi sözleşmede kararlaştırılabilir. Buna göre; Esas sözleşmede, nama yazılı payların ancak şirketin onayıyla devredilebileceği öngörülebilir. Limited şirketlerde ise Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olacaktır.

Anonim şirketlerde temsil yetkisi TTK m. 370’de düzenleme alanı bulmuştur. Buna göre; Esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna ait olacaktır. Daha farklı bir düzenlemeye gidilmek istendiği takdirde, esas sözleşmeye bu konuyla ilgili hüküm tesis edilmesi yararlı olacaktır. Limited Şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir.

 

TTK m. 577’de yer alan ve aşağıda belirtilen kayıtlar, Limited şirket sözleşmesinde öngörüldükleri takdirde bağlayıcı hükümler olarak karşımıza çıkar;

-        Esas sermaye paylarının devrinin sınırlandırılmasına ilişkin kanuni hükümlerden ayrılan düzenlemeler.

-       Ortaklara veya şirkete, esas sermaye payları ile ilgili olarak önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları tanınması.

-       Ek ödeme yükümlülüklerinin öngörülmesi, bunların şekli ve kapsamı.

-       Yan edim yükümlülüklerinin öngörülmesi, bunların şekli ve kapsamı.

-       Belirli veya belirlenebilir ortaklara veto hakkı veya bir genel kurul kararının oylanması sonucunda oyların eşit çıkması hâlinde bazı ortaklara üstün oy hakkı tanıyan hükümler.

-     Kanunda ya da şirket sözleşmesinde öngörülmüş bulunan yükümlülüklerin hiç ya   zamanın da yerine getirilmemeleri hâlinde uygulanabilecek sözleşme cezası hükümleri. 

-     Kanuni düzenlemeden ayrılan rekabet yasağına ilişkin hükümler.

-     Genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin özel hak tanıyan hükümler.

-     Genel kurulda karar almaya, oy hakkına ve oy hakkının hesaplanmasına ilişkin kanuni   düzenlemeden ayrılan hükümler.

-     Şirket yönetiminin üçüncü bir kişiye bırakılmasına ilişkin yetki hükümleri.

-     Bilanço kârının kullanılması hakkında kanundan ayrılan hükümler.

-     Çıkma hakkının tanınması ile bunun kullanılmasının şartları, bu hâllerde ödenecek olan ayrılma akçesinin türü ve tutarı.

-     Ortağın şirketten çıkarılmasına ilişkin özel sebepleri gösteren hükümler.

-     Kanunda belirtilenler dışında öngörülen sona erme sebeplerine dair hükümler.

 

KONUT VE ÇATILI İŞYERİ KİRALARINDA KİRA SÖZLEŞMESİNİN BİLDİRİM YOLUYLA SONA ERMESİ

Bilindiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) 04.02.2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ve 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Yeni Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin yürürlüğe girmesiyle birlikte 1 Temmuz 2014 itibariyle uygulanacak kanun hükümleri ile tüm konut ve işyeri kiraya verenleri ve kiracıları etkileyecek önemli değişiklikler getirilmiştir. Bu değişikliklerle kiraya verenlerin eskiden olmayan yeni bir hakkı doğmuştur. Bu düzenlemeyle kiraya veren, kiracılık ilişkisi 10 seneyi doldurmuş Kira Sözleşmesini gerekçe göstermeksizin tek taraflı olarak feshetme ve kiralanan tahliyesini edilmesini talep etme hakkına sahip olacaktır.

Şöyle ki; kiraya verenler için fesih hakkı;

-10 yılını doldurmuş kira sözleşmeleri için 1 Temmuz 2014 tarihinden sonra;

-10 yılını doldurmamış ancak 5 yılı geçmiş kira sözleşmelerinde ise 1 Temmuz 2017’den

sonra kullanılabilecektir.

Konut ve çatılı iş yeri kiraları bakımından kira süresinin sona ermesine ilişkin ilgili hüküm Borçlar Kanunu’nun 347. Maddesi şu şekilde düzenlenmiştir;

“Konut ve çatılı iş yeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az 15 gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla 1 yıl uzamış sayılır.

Kiraya veren sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak 10 yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az 3 ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir.

Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde, kiracı her zaman, kiraya veren ise kiranın başlangıcından 10 yıl geçtikten sonra, genel hükümlere göre fesih bildirimiyle sözleşmeyi sona erdirebilirler.

Genel hükümlere göre fesih hakkının kullanılabileceği durumlarda, kiraya veren veya kiracı sözleşmeyi sona erdirebilir.”

Belirli süreli kira sözleşmelerinde, sözleşmede kararlaştırılan sürenin bitiminden en az 15 gün önce kiracı, kira ilişkisini sona erdirdiğine dair yazılı olarak kiraya verene bildirimde bulunmadığı takdirde sözleşme aynı koşullarla 1 yıl daha uzamış addolunacaktır. Bu maddeye göre konut ve çatılı iş yeri kiraları bakımından belirli süreli kira sözleşmesini sona erdirme olanağı kural olarak sadece kiracıya aittir. Kiraya veren ise kira sözleşmesini, meydana gelen uzamalara bağlı olarak 10 yıllık uzama süresinin sonunda sonlandırma hakkına sahip olacaktır. Bu durumda kiraya veren 10 yıl sonra, uzama yılının bitiminden 3 ay önce yapacağı yazılı bir bildirimle hiçbir neden göstermeksizin kira sözleşmesini sona erdirebilir. Yapılan bildirimler yazılı şekil şartına bağlı olarak geçerlilik kazanmaktadır.

Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde ise, kiracı her zaman için sözleşmeyi fesih bildiriminde bulunmak suretiyle genel hükümlere göre sona erdirebilirken, kiraya veren yukarıdaki gibi kira başlangıcından 10 yıl geçtikten sonra genel hükümler çerçevesinde fesih bildiriminde bulunabilmektedir. Kiracının belirli süreli kira sözleşmesinde sona erme gününden en az 15 gün önce yaptığı bildirim, kira sözleşmesinin sona erme sonucunu doğursa bile taraflar bu bildirimi dikkate almaksızın, kira ilişkisini sürdürmeye devam ettikleri takdirde, sözleşme belirsiz süreli sözleşmeye dönüşecek ve belirsiz süreli kira sözleşmelerinin sona erme usulü uygulanacaktır.

Burada dikkat çeken husus kiraya verenin hiçbir sebep göstermesine gerek kalmaksızın sözleşmeyi, belirtilen sürelerin dolmasından itibaren sona erdirebilecek olmasıdır. Birkaç örnekle Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili madde hükmünü açıklayacak olursak; 01.01.2004 tarihinde akdedilen 3 yıl süreli ve sürenin hitamından sonra 10 yıl süre ile uzatılan bir kira sözleşmesi için kiraya verenin sözleşmeyi 31.12.2017 tarihinden 3 ay önce yapacağı fesih bildirimiyle sözleşmeyi sona erdirebilecektir. Kanun maddesinde her uzama yılının bitiminden itibaren şeklinde bahsedilmesi nedeniyle, belirli süreli kira sözleşmelerinde 10 yıllık uzama süresi, belirli süre olan kararlaştırılan sürenin (1yıl, 3yıl, 5yıl vb.) sona ermesinden itibaren başlayacaktır.

Önemle belirtmek gerekir ki, TBK’nun 347. Maddesi, 10 yıllık uzama süresi dolmuş olan kira ilişkilerinde, 01.07.2014 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek olup, kira sözleşmelerinde 10 yıllık uzama süresi dolmamış olmakla birlikte geri kalan süre 5 yıldan daha kısa olanlar hakkında 01.07.2017 tarihinde uygulama alanı bulabilecektir.

TBK m. 348’de konut ve çatılı işyeri kiralarında fesih bildiriminin yazılı şekilde yapılması gerektiği, aksi halde geçerli olmayacağı bildirilir. Bu şekil kuralı emredici niteliktedir, aksine sözleşme yapılamaz.

Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin dava yoluyla feshi müessesinden farklı olarak bildirim yoluyla fesihte, kira sözleşmesinin sona ermesi için mahkeme kararı gerekmeyecektir. Bu bakımdan, TBK m. 347’de düzenlenen bu tek taraflı bildirim bozucu yenilik doğuran bir etkiye sahiptir ve karşı tarafa varmakla hüküm ifade eder.

 

Diğer Haberler