Ağustos 2014 Kanun Değişiklikleri, Tebliğler ve Yönetmelikler

Genç MİAD Hukuk Komitesi Başkanı Avukat Ilgın Sinan Tarafından Hazırlanan; 2014 Ağustos Ayı İçerisinde Yapılan Kanun Değişiklikleri, Tebliğler, Yönetmelikler aşağıdaki gibi yer almıştır:

YABANCI KÖKENLİ TİCARİ İŞLETMELERİN TÜRKİYE’DE ŞUBE KURULUŞU 

 

Şubenin Türk Hukukuna Göre Genel Tanımı

Türk Hukuku uyarınca, “şubenin”, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda (“TTK”) yer alan genel bir tanımı bulunmamaktadır. Ancak 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Türkiye Odalar ve Borsalar Kanunu’nun (5174 sayılı Kanun) 9. Maddesinin 2. Fıkrası; “Bir merkeze bağlı olduğu halde, ister merkezin bulunduğu odanın, ister başka odanın çalışma alanı içinde olan müstakil sermayesi ve müstakil muhasebesi bulunan ve/veya muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi bulunmadığı halde kendi başına sınaî faaliyet ve ticarî muamele yapan yerler”’in şube olarak dikkate alınacağını şart koşmuştur. Bu nedenle, şube ile ilgili esaslı unsurları şu şekilde saymak mümkündür;

(i) ana şirket ile bağlantılı olmak (ii) bağımsız olmak, (iii) ana şirketin bulunduğu yerden başka bir yerde faaliyet göstermek (iv) ana şirketten ayrı bir muhasebeye sahip olmak.

Türk Ticaret Kanunu, ticari teşebbüslerin şubeleri ile ilgili olarak belirli yükümlülükler düzenlemektedir. Öncelikle şubelerin, TTK’nin 40. Maddesinin 3. Fıkrası ve 5174 s. kanun çerçevesinde, Ticaret Sicil’ine kaydolmaları gerekmektedir. Bu doğrultuda, ticari işletmelerin şubeleri Türkiye sınırları içerisinde faaliyet gösterdikleri yer ticaret siciline kaydolmaları gerekir. Yabancı kökenli ticari işletmelerin şubeleri, aynı maddenin 4. Fıkrası tarafından düzenlemekte olup şu şekildedir;

“Merkezleri Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye’deki şubeleri, kendi ülkelerinin kanunlarının ticaret unvanına ilişkin hükümleri saklı kalmak şartıyla, yerli ticari işletmeler gibi tescil olunur.” Bu itibarla tescil olunan şubeler için bir ticari temsilci tam yetki ile tayin edilmelidir. Ayrıca, 5274 sayılı kanunun 9. Maddesi uyarınca şubelerin, bulundukları yerde bulunan odalara da ayrıca kaydolmaları gerekmektedir.

 

Şubenin Ana Şirket ile İlişkileri

Şube, her ne kadar ilgili Ticaret Sicili ’ne kayıtlı olduğundan dolayı ayrı bir tüzel kişilik olsa da kendi ana şirketinden tamamen bağımsız değildir. Şubeler iç ilişkilerinde ana şirkete bağlı olsalar da dış ilişkilerinde, kendi hesaplarına ve bağımsız olarak hareket edebilirler. Diğer bir deyişle, şubeler, üçüncü kişilerle olan ticari ilişkilerinde bağımsız hareket edebilseler dahi, üçüncü kişilerle olan ilişkilerinden doğan hak ve yükümlülüklerinden ana şirket sorumlu olacaktır.

Şubeler, iç yönetim açısından ana şirket ile ilişkili olmalarına rağmen, otonom sermayeye ve üçüncü kişilerle ticari ilişkileri yürütmek için muhasebeye sahiptir. Dolayısıyla; ofislerinin haklarını, borçlarını, kar ve zararlarını ana şirket karşılayacaktır.

Ayrıca, bir şubenin yükümlülükleri şubenin sermayesi ile sınırlı olmayıp ana şirketin malvarlığıyla sınırlıdır.

Bir şube yalnızca, kendi ana şirketinin faaliyetlerinde bulunabilmektedir. Şube, ana şirketin ana sözleşmesinde belirlenmemiş olan mal ve hizmetlerin sağlanması veya ticari faaliyetlerin gerçekleştirilmesi hususunda faaliyet gösteremez. Diğer bir ifadeyle, şube faaliyetleri, ana şirket faaliyetleriyle aynı veya benzer nitelikte olmalıdır. Bu nedenle, şubenin faaliyet alanı kurucusunun faaliyet alanı ile sınırlıdır.

Sonuç olarak Türkiye’de faaliyet gösteren bir şube, yapılan işi ana şirket nam ve hesabına yapmaktadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 14. Maddesinin 1. Fıkrası uyarınca

şubelerin bulunduğu yer mahkemesinde, şirket merkezine karşı dava açılabileceği öngörülmüştür. Ancak her halükarda böyle bir dava açma olasılığı, şube faaliyetleri ile sınırlı olacaktır.

30 Kasım 1914 tarihli Ecnebi Anonim ve Sermayesi Eshama Münkasim Şirketlerce Ecnebi Sigorta Şirketleri Hakkında Kanunu hükümleri gereği, Yabancı Sermayeli Şirketlerin Türkiye’de şube açmaları için gerekli olan izinler ilgili kamu kuruluşlarından alınacaktır.

 

Kayıtlı Elektronik Posta Sistemi ve Elektronik Tebligat

Kayıtlı elektronik posta (KEP); gönderici ve alıcı kimliklerinin belli olduğu, gönderi zamanının ve içeriğin değiştirilemediği, uyuşmazlık durumunda hukuki geçerliliği olan güvenli elektronik posta hizmetidir.

KEP; elektronik ortamda yapılan her türlü bildirim; ihtar, ihbar, başvuru, dilekçe, ticari taraflar arasında yapılan yazışmalar, ihale, teklif, sözleşme evraklarının paylaşımı, şirketlerin beyannameleri, fatura, ekstre, talimat gibi gönderileri, anonim şirketlerin toplantı çağırıları gibi bir çok farklı içerikli iletiyi, güvenli ve hızlı biçimde karşı tarafa ulaştırır. Taraflar arasındaki KEP yolu ile yapılan elektronik yazışmanın taraflar arasında uyuşmazlık durumunda hukuki geçerliliğinin olabilmesi ve hukuki açıdan delil teşkil edebilmesi için elektronik imza ve zaman damgası kullanılarak oluşturulması gerekmektedir.

19.01.2013 tarihinde Resmi Gazete ‘de yayınlanarak yürürlüğe giren Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin 7. Maddesinde; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere, elektronik yolla tebligat yapılmasının zorunlu olacağı belirtilmiştir. Gerçek kişiler ve diğer tüzel kişiler ise elektronik tebligattan isteğe bağlı olarak yararlanacaktır. Kendilerine yalnızca elektronik yolla tebligat yapılması zorunlu olan muhatapların, tebligat çıkarmaya yetkili merciler nezdindeki işlemlerinde elektronik tebligat adreslerini bildirmeleri zorunludur. Kendilerine zorunlu olarak elektronik yolla tebligat yapılması gereken muhataplara, elektronik tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır. Bu tebligatta ayrıca, müteakip tebligatların elektronik ortamda yapılacağı bildirilir.

6102 s. Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri ile uygulama alanı bulması sağlanan kayıtlı elektronik posta sistemi madde 18’de düzenlenmiştir. Bu maddeye göre,

tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılabilmektedir.

Türk Ticaret Kanunu’nun 1525. Maddesinde ise; kayıtlı elektronik posta sistemine, bu sistemle yapılacak işlemler ile bunların sonuçlarına, kayıtlı posta adresine sahip gerçek kişilere, işletmelere ve şirketlere, kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcılarının hak ve yükümlülüklerine, yetkilendirilmelerine ve denetlenmelerine ilişkin usul ve esasların Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından bir yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. Buna göre, 25.08.2011 tarihli Resmi Gazete ‘de yayınlanan

“Kayıtlı Elektronik Posta Sistemine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

6102 s. TTK’nın 1526. Maddesi ise elektronik imzanın kullanılabileceği ve kullanılamayacağı işlemleri düzenlemiştir. Bu maddeye göre;  Poliçe, bono, çek, makbuz senedi, varant ve kambiyo senetlerine benzeyen senetler güvenli elektronik imza ile düzenlenemez. Bu senetlere ilişkin kabul, aval ve ciro gibi senet üzerinde gerçekleştirilen işlemler güvenli elektronik imza ile yapılamaz. Konşimentonun, taşıma senedinin ve sigorta poliçesinin imzası elle, faksimile baskı, zımba, ıstampa, sembol şeklinde mekanik veya elektronik herhangi bir araçla da atılabilir. Düzenlendikleri ülke kanunlarının izin verdiği ölçüde bu senetlerde yer alacak kayıtlar el yazısı, telgraf, teleks, faks ve elektronik diğer araçlarla yazılabilir, oluşturulabilir, gönderilebilir.

 Ticaret şirketleri ile gerçek ve tüzel kişi diğer tacirlere ilişkin olarak, bu Kanunun zorunlu tuttuğu bütün işlemler elektronik ortamda güvenli elektronik imza ile de yapılabilir. Bu işlemlerin dayanağı olan belgeler de aynı usulle elektronik ortamda düzenlenebilir. Zaman unsurunun belirlenmesi gereken ve "Yönetmelikte" düzenlenen hâllerde güvenli elektronik imzaya eklenen zaman damgasının tarihi, diğer hâllerde merkezî veri tabanı sistemindeki tarih esas alınır.

Şirket adına imza yetkisini haiz kişiler şirket namına kendi adlarına üretilen güvenli elektronik imzayla imza atabilirler. Bu durumda, kullanılacak nitelikli elektronik sertifikalarda sertifika sahibi alanı içerisine, sertifika sahibinin ismiyle birlikte temsil ettiği tüzel kişinin de ismi yazılır. Bu husus tescil ve ilan edilir.

Kayıtlı elektronik posta (KEP) almak isteyen şirketler, kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcılarına(KEPHS) başvurmalıdır. Hizmet sağlayıcılar günümüz itibariyle 3 kurumdan ibaret olup bunlar; Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü, TNB Kayıtlı Elektronik Posta ve Hizmet Sağlayıcılığı ve Tic. A.Ş. ve TÜRKKEP Kayıtlı Elektronik Posta ve Hizmet Sağlayıcılığı ve Tic. A.Ş.’dir.

Diğer Haberler