MİAD İŞ DÜNYASI RÖPORTAJLARI-9

MİAD İŞ DÜNYASI RÖPORTAJLARI - 9

İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Özgür Çengel:

"Başarılı olmak için yaşadığınız ülkeyi ve insanları anlamanız gerekir. Milli ve manevi değerlerinize sahip çıkmanız gerekir."

"Ürününüz ne kadar kaliteli olursa olsun, pazarlama ve iletişimin gücünü küçümsemeyin."

"Başarının yolu toplumu anlamaktan geçer. Bu şekilde öğrenilen teorik bilgileri pratikte uygulama şansı elde edersiniz."

"Günümüzde iş hayatının tamamında pazarlama ve iletişim var. Pazarlamayı işletmeler asla ek bir maliyet olarak düşünmemelidir."

"Doğru iletişimin temeli anadil’e sahip çıkmak onu doğru ve düzgün bir şekilde kullanmaktır"

MİAD, ülkemizin geleceğine yön veren isimlerle gerçekleştirdiği röportajlar serisine İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Özgür Çengel ile devam ediyor. İstanbul Ticaret Üniversitesinde ziyaretimiz öncesinde Prof. Dr. Çengel ile ilgili dersimizi çalışarak gittik. Karşımızda bir hoca bir bilim insanı olacaktı. Bu iki önemli sıfatı taşıyan bir insanın karşısına çıkmak gerginliğimizi artırıyordu haliyle. Ciddiyetin yüksek olacağına inandığımız ziyaretin ilk anından itibaren sıcak ve samimi bir ortam yaşanacağını görerek rahatladık. Prof. Çengel, bizi çok samimi bir şekilde karşılamış ve önceki düşüncelerimizi tamamen silmişti. Sayın Çengel’in samimiyeti sorularımızın da daha çok bir sohbet ortamındaki sorular olmasını sağlamıştı. İlk sorumuzla birlikte, sayın Çengel, kendini anlatmaya başladı. Kimdi Prof. Dr. Özgür Çengel?

İstanbul’da 1974 senesinde dünyaya geldiğini belirten Özgür Çengel, cevabının devamında,  “1992 yılında kültür lisesini bitirdikten sonra lisans ve lisansüstü eğitimimi almak için Amerika’ya gittim. 1997 yılında lisansımı 1999’da da yüksek lisansımı bitirdim. Üniversite düzeyindeki eğitimlerimde pazarlama alanında eğitimler alarak, 1999 yılında Türkiye’ye döndüm. Ardından doktora eğitimim için Marmara Üniversitesi’ne başladım. 2002 yılında da İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak akademik kariyerime başladım. Devam ettiğim akademik kariyerimi, 2005 yılında doktoram bittikten sonra  2007 yılında yardımcı doçent olarak sürdürüp, 2009 yılında doçent oldum. 2015 yılında ise profesör oldum. Tüm akademik kariyerimi mensubu olmaktan her zaman gurur duyduğum İstanbul Ticaret Üniversitesinde yaptım. Bu zaman zarfında İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde çeşitli idari görevlerde bulundum. 3 yıla yakın bir zamandır üniversitemde rektör yardımcısı olarak görevime devam ediyorum. Bu vesileyle İstanbul Ticaret Odası Başkanımız Sn. İbrahim ÇAĞLAR, ITO Yönetimi ve Üniversite Mütevelli Heyetine bana verdikleri destek ve güvenden dolayı teşekkürü borç biliyorum. Bize çok iyi imkanlar sunarak görevimizi yapmakta yol açıcı bir politika izliyorlar. Akademik kariyerim devam ediyor. Çeşitli üniversiteler ile İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde pazarlama alanında dersler veriyorum.” ifadelerini kullandı.

AZİMLE ÇALIŞIP, SABIRLI OLDUM

Kariyerini her geçen gün zirve yolunda bir adım öne alan Prof. Çengel’e başarısının sırrını sormasak olmazdı. “Başarınızın sırrı nedir?” şeklindeki sorumuza Çengel, “Kendime hedef koydum. Azimle çalışıp, sabırlı oldum. Mütevazi ve hoşgörülü olmaya çalıştım. İnsanlarla iyi iletişim kurmaya özen gösterdim. Bulunduğum toplumu, Türkiye’yi anlamaya, ve bu yönde topluma hizmet etmeye çalıştım. Ailemin beni yetiştirmesi ve desteklemesiyle bugünlere geldim. Bu süreçte beni en iyi şekilde yetiştiren, bana her zaman vatanseverlik, milli ve manevi değerlerin önemini vurgulayan aileme çok teşekkür ederim. Ben de bu duygularla hem kendimi yetiştirdim, hem de gelecek nesillere vatanseverlik ve milli, manevi değerlerin önemini her zaman anlattım ve anlatmaya devam edeceğim ” diyerek cevap verdi.

Prof. Dr. Özgür Çengel’in branşıyla ilgili sorumuz da ardı sıra gelmişti. “Branşınızın size ne gibi katkıları var?” şeklindeki sorumuz, sayın Çengel’in beklediği bir soruymuş gibiydi. Hemen cevap vermeye başladı. Özgür Çengel, bu sorumuza, “Branşım pazarlama ve günümüzde pazarlama ve iletişim olmadan çok fazla iş olmuyor. Üretimle de uğraş verilse finansla da ilgilenilse her alanda pazarlama var. Bir ürün veya hizmetin ticari bir karlılığa dönüşmesinde en önemli faktör pazarlama ve iletişimdir. Dünyadaki değişim beraberinde tüketim ekonomisini de getirdi. Artık müşteriyi bulmak ve onun beklentilerini karşılamak çok önemli hale geldi. Bu da pazarlamanın günümüzdeki önemini arttırdı. ” ifadeleriyle cevap verdi.

“BEN ÖĞRENCİDEN DAHA ÇOK ÖĞRENCİYİM”

Bir öğretim üyesi olarak öğrencileriyle ilişkilerini de merak ettiğimiz Prof. Dr. Özgür Çengel’e “Öğrencilerin beklentilerini karşılamak için yaptığınız faaliyetler var mı?” diye sorduk. “Ben öğrenciden daha çok öğrenciyim, öğrenciyi iyi anlamak gerekir” diyerek sözlerine başlayan Özgür Çengel, “Bu idari makamda veya akademik kariyerinizde öğrencilik ruhunu ve heyecanını kaybederseniz başarısız olursunuz. Hiçbir zaman “Ben artık biliyorum” dememek gerekir. Her zaman kendimizi yenilemek ve güncellemek gerekir. Şu an rektör yardımcısı olarak ben her zaman öğrencinin yanındayım, bu görevde bulunma sebebimiz de onlar. Onların çok farklı bir dünyaları var, onu anlamak ve onlara bir katkı sunmamız gerekir.  Çünkü biz gençleri yetiştiriyoruz, onlara vizyon katmaya çalışıyoruz. Ülkelerini seven, geleneklerine ve göreneklerine sahip çıkan, kültürlü bireyler olmaları için onları eğitiyoruz. Bunları yaparken onların dillerinden anlamak gerekir. Bazen deriz ki “Gençler bizi anlamıyor” Bu aslında doğaldır. Jenerasyon farklılıklarını kabul etmek gerekir. Asıl olması gereken onlarla doğru iletişimi kurabilmemiz ve kuşak farkına yenilmemektir.” şeklinde konuştu.

ÇEVRENİZDEKİ DEĞİŞİM İYİ TAKİP ETMEK ZORUNDASINIZ

Bir öğretim üyesinin kendisini takip edenlere vereceği mesajı almaya çalışarak “Okumayı sever misiniz?” şeklinde klasikleşmiş bir sorumuz oldu. Almak istediğimiz mesajı anlayan ve ona göre cevap vermeye başlayan Özgür Çengel, “Okumayı çok severim. Bizim meslekte okumak kadar günceli, uygulamayı takip etmek gerekir. Eski yıllardaki teorik eğitimler (hele hele pazarlama alanında) artık rafa kalktı. Teorik eğitimler yok artık yani açıkçası uygulamaya, piyasanın taleplerini karşılamaya yönelik eğitimler daha önemli olmaya başladı. Bu açıdan İstanbul Ticaret Üniversitesi, kurucusu olan İstanbul Ticaret Odası’nın iş dünyasına hizmet misyonu çerçevesinde teorik eğitimleri pratik ve güncele uyarlamayı hedeflemektedir. Gezerek, görerek, gözlemler yaparak, insanlarla bilgi alışverişi yaparak da başarılı olabilirsiniz. Küreselleşen dünyada artık rekabet oranı çok yüksek. Örneğin Türkiye’de eğitimini tamamlayan bir mezun aynı zamanda yurt dışında eğitimini tamamlayan bir mezunla da rekabet içinde. Dolayısıyla, not ortalaması çok önemli olmakla birlikte mezun öğrencinin kendine değer katacak, onu diğer mezun öğrencilerden farklılaştıracak meziyetler kazanması gerekiyor.  Bu aşamada, sürekli tazelenmek, gelişmek ve öğrenmek gerek. Öğrenmenin de önemli yollarından biri de okumaktır ve okuduğunu uygulayabilmektir. Tabii ki günümüzde bu kadar bilgi kirliliği varken, doğru ve faydalı bilgiye de ulaşmak önem arz etmektedir.” ifadelerini kullandı.

OKUDUĞU BÖLÜMLE, YAPTIĞI İŞ ARASINDA UÇURUM OLANLAR VAR

Üniversiteli işsizlerin her geçen gün arttığı bir topluma reçete niteliğinde cevap arıyorduk. Bunun için de, “Yıllarını eğitime vermiş öğrenciler mezun olduklarında işsiz kalıyor. Bunun sebebi nedir?” şeklinde bir soru yönelttik kendisine. “Ben, lise öğrencilerine İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde tanıtım dönemlerinde “Geleceğin Meslekleri” adı altında çeşitli konferanslar veriyorum.” diyerek sorumuza cevap vermeye başlayan Prof. Çengel, “Maalesef Türkiye’de okuduğu bölüm ile yaptığı iş arasında uçurumlar olan insanlar var.  Bunu ben de yaşamıştım. Ailemin desteğiyle yurt dışında eğitime başlayacağım zaman, babama: “Ben ne okuyacağım?” diye sormuştum. Babam ise işletmenin sürekliliği ve güncelliği sebebiyle işletme okumamı istemişti.  Ben o zamana kadar işletmenin ve işletme eğitiminin ne olduğunu bilmezdim. Sonrasında ailemden aldığım fikirle işletme ve pazarlama okudum.  Türkiye’de veliler çocuklarının belli bir alanda okumasını teşvik ediyorlar. Bu doğru, keza baba ve annenin çocuklarına aktarabilecekleri önemli tecrübeler vardır, fakat gençler de bir birey olarak lise çağlarından itibaren geleceğe yönelik ne yapmak istediklerini ve ne okumak istediklerini, karakter yapılarına hangi eğitimlerin daha uygun olabileceğini tespit etmelidir. Sonuçta, okuyacak olan öğrenci ise okuduğu bölümü en başta sevmelidir. Sevmeden yapılan hiçbir şeyde başarı beklenemez.” diyerek reçetesini tamamladı. Aynı zamanda, toplumda genç mezunlar arasında “ iş beğenmemezlik” olduğunu vurgulayan Çengel “ mezuniyet sonrası girdiğiniz işlerde yüksek maaş ve unvan beklemek yerine o işten ne öğrenebilirim, kendimi nasıl geliştiririm konularına odaklanmanın daha uygun olduğunu belirtti. “Mezuniyet sonrası hemen ilk işinizde Genel Müdürlük veya CEO’luk hayaliniz olmasın, basamakları yavaş yavaş ama sağlam bir şekilde çıkın ki kariyeriniz sürdürülebilir olsun. Bu aşamada hiçbir zaman girişimci ruhunuzu ve karakterinizi kaybetmeyin. Ama tabii ki hedeflerinizi yüksek tutun” diyerek cümlesini tamamladı.

İŞLETMELER ÇÖZÜM ODAKLI ÇALIŞIYOR

“Ülkemizdeki işletmelere bakış açınız nedir? Gelecekleri için düşünceleriniz nelerdir?” şeklindeki sorumuz reçetenin ilavesini de beraberinde getirdi. Çengel, “Ben Türkiye’deki işletmelerin inanılmaz derecede başarılı ve çevik olduklarını düşünüyorum. Türkiye gibi ülkelerde iş yapmak çok da kolay değil. Türkiye’deki işletmelerin yüzde 95’inden fazlası aile işletmesi ve bunlardan bazıları başarı hikâyesi. Gelecek kuşaklarda ikinci ve üçüncü jenerasyonlar kültürel değişimlerden dolayı o zorluğu rahata alıştıkları için yaşamak istemiyorlar. Aile büyükleri çok sıkı çalışıyorlar, sıfırdan bir yerlere geliyorlar ama sonraki kuşaklarda sorunlar yaşanıyor. Lakin Türk insanı çok zeki ve ticari zekâsı muhteşem seviyede. Olası bir kriz esnasında yurt dışındaki işletmeler çözüm üretmekte bocalarken, Türkiye’deki işletmeler çözüm odaklı çalışıyor. Türk insanın pratik zekâsı, üretim ve ihracatta çok üstün başarılar sergiliyor.” ifadelerini kullandı. 

Özgür Çengel’in bu cevabı bizim diğer sorumuzun da vaktinin geldiğini gösteriyordu. “Türkiye’deki işletmeler kurumsal olmalı mı?” şeklindeki sorumuza Sayın Çengel’in cevabı, “Bir işletmenin kurumsallığı kadar sürdürebilirliği önemli. Türkiye’deki işletmeler şu açıdan kurumsallaşmalı, sürdürebilirliği sağlamak için. Kurumsallaşma tabii ki olması gereken ve kurumsallaşma, markalaşma gibi stratejiler uzun vadede işletmeleri başarılı kılıyor. Fakat, bir işletmenin sahibi kurumsallaşmak istiyorsa yeni kuşağa güvenmesi gerekiyor. Yetki verme noktasında adil olması gerekiyor.” şeklindeydi.  

MALATYALI İŞADAMLARINDAN ÇOK ŞEY ÖĞRENDİM

İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Özgür Çengel’in sorularımıza verdiği cevaplar geleceğe hazırlanan gençler için çok önemli sözleri ihtiva ediyordu. Bu güzel cevapları not ettikten sonra, Malatya özelindeki sorumuzu da yönelttik kendisine: “Malatyalı İşadamları Derneği ve işletmeleri hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?” şeklindeki sorumuz, tam da Özgür Çengel gibi samimi bir insana sorulacak nitelikteydi. Bu sorumuza sayın Çengel’in cevabı, “Malatyalı iş adamlarının hem ülke ekonomisine katkılarından dolayı hem de pratik ticari zekâlarından dolayı takdir ediyorum. Ben Malatyalı iş adamlarından çok şey öğrendim. Malatya’dan İstanbul’a özellikle gelmiş birçok iş adamıyla tanıştım. Sıfırdan belli bir yerlere gelmiş, istikrarlı ve ülke ekonomisine çok fazla getiri sağlayan, kurumsal işletmeler yöneten Malatyalı iş adamları var. Bunlar tekstilde, otomotivde, inşaatta ve diğer alanlarda faaliyet gösteriyorlar. Malatyalı iş adamları İstanbul’a geldiklerinde asla geldikleri yeri unutmuyorlar. Her zaman Malatya’ya yatırım yapıyorlar. Aslında böyle olması gerekiyor. Nereden geldiğinizi çok iyi bilmeniz gerekiyor. Azmederek ve etik yollarla, ülke menfaatlerine asla aykırı düşmeden ilerlemek gerekiyor. Bu anlamda Malatyalı iş adamlarını kutlamak gerek. Tabi MİAD; Malatyalı işadamlarını temsil eden güzide bir kuruluşumuz. Başkanımız Yunus Akdaş Beye teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyorum.” oldu.

KALİTELİ ÖĞRETMENLERİ GÖRDÜKÇE GELECEĞE UMUTLA BAKIYORUZ

Gayet sıcak ve samimi bir sohbeti bitirmiş, güzel bir misafirliğin ardından sohbetimizi kaleme almak için yola koyulmuştuk. Tadı damağımızda kalan bu sohbetten ayrılırken, gençlerimize güzel bir reçete sunacağımızın hesabını yapıyorduk. Kafamızdaki “Özgür Çengel gibi kaliteli hocaların yetiştirdiği kaliteli gençler, ülkemizi emin adımlarla geleceğe taşıyacaktır.” düşüncesi de bize umut oluyordu.

 

RÖPORTAJ: MURAT ÇETİN

 

Diğer Haberler