ARABULUCULUK SEMİNERİ

Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Arabuluculuk Daire Başkanı Hakan Öztatar ve Resmi Arabulucu Av. Ercan Ay MİAD'ın eğitim seminerinde sunum yaptı.

Avukatlık ve arabuluculuk mesleğini eş zamanlı olarak yürüten Ercan Ay, toplantının açılışında “23 Soruda Arabuluculuk” isimli bir sunum gerçekleştirdi. Arabuluculuğun tanımı, dünyadaki durumu, tercih edilme sebepleri, arabulucu olma şartları, temel ilkeleri ve merak edilen bir çok konu hakkında özet bilgiler paylaşan Ay; “Uzlaşmak Güzeldir” sloganıyla sunumunu tamamladı.

Ercan Ay’ın ardından söz alan, Malatyamızın yetiştirdiği önemli hukukçulardan biri olan Öztatar, MİAD üyesi avukatlara, ülkemiz için yeni olan arabuluculukla ilgili bilgiler verdi. Dünya hukuk sisteminin önemli bir parçası olan arabuluculuk müessesine 2013 yılında geçtiğimizi belirten Öztatar, “Gelişen dünyamızda, arabuluculuk önemli bir yer tutmaktadır. 160 tane ülkede arabuluculuk sistemi vardır. Biz ise 161. ülke olarak bu sistemi uygulamaya başladık. 14 Kasım 2013 tarihinde sistemi uygulamaya başladık. Amerika bu sistemi 1970 yılından bu yana kullanmaktadır. Onlar 43 yıl önce yapmışlar bunu. İngiltere ise 1980'li yıllarda girmiş. Bizden 3 yıl önce ise Yunanistan bu sisteme girmiş. Arabuluculukla ilgili kısa bir örnek vereyim isterseniz. Kira veya trafik kazası gibi konularda uyuşmazlığa düştüğünüz anda önce uyuşmazlık sistemi devreye giriyor. İki tarafın da mahkeme safhasına gitmeden sorunu kendi aralarında çözmesi amaçlanıyor bu sistem. Eğer bu sistemle sorun çözülemezse mahkeme safhası başlıyor. Maalesef bu hakkı vatandaşımıza geç verdik. Bu anlamda geç kaldık. Aradaki gecikmeyi gidermek için de bir an önce bu sistemi daha aktif bir şekilde kullanmamız gerekiyor. Esasında arabuluculuk sistemi bizim toplumumuzda yıllardır uygulanıyordu. Mesela iki esnaf anlaşamadığı zaman orada sözü geçen biri veya muhtar arabuluculuk yapıyor ve işi taraf uzlaştırıyordu.” ifadelerini kullandı.

ARABULUCULUK, TARAFLARIN KENDİ KARARLARINI VEREBİLME SİSTEMİDİR

Hukuk sistemimize yeni dahil olan bu sistemle mahkemelerdeki iş yükünün hafifleyeceğini belirten Hakan Öztatar, “Arabuluculuk, tarafların kendi kararlarını kendilerinin vermelerine dayalı bir sistemdir. Ben yıllarca hakim olarak görev yapmış biriyim. Karara bağladığım dava dosyalarından sonra tarafların barıştıklarını görmedim. Aksine aralarındaki husumet daha da derin bir hal alıyordu. Mahkemeden aleyhine karar çıkan taraf, ya hakimin karşı tarafla görüştüğünü iddia ediyordu. Ya da işin içinde bir dalaverenin döndüğüyle ilgili çeşitli iddialar ortaya atıyordu. Kısaca iki taraf arasında bir barış söz konusu dahi olmuyordu. Arabuluculuk sistemiyle taraflar birbirleriyle iletişime geçecek, çözümü beraber bulacaklar. Birbirlerini dinleyerek aralarındaki husumeti de bitirecekler. Uyuşmazlık konularıyla ilgili olarak hakimin her iki tarafı da memnun edebilecek bir karar verebilir mi? Ülkemiz gelişiyor, şirketlerimiz büyüyor. Uyuşmazlık konusunda önce sorunu kendimiz çözmeyi ve bu sürece hakim olmayı istiyoruz.” şeklinde konuştu.

DAVALAR BİTİYOR AMA HUSUMET BİTMİYOR

“Dava en son çaredir” diye bir sloganlarının olduğunu söyleyen Öztatar, “Mahkeme artık son çare olacak. Tarafların kendi kararlarını kendilerinin vermesi en güzel çözümdür. Mahkemelerde husumetler bitmiyor. Burada bir hukuki sorun varsa bunu hukuki olarak çözmek gerekiyor. Yine de husumeti bitiremiyoruz. Duruşmadan çıkan sonuç sonrasında tarafların birbirlerine karşı husumetleri bitmiyor. Bakın Fransa'da gidip davalara baktık. Davalar altı ay bile sürmüyorken, herhangi bir dava harcı da yok. Ama insanlar uyuşmazlığa gidiyorlar. Bu insanlar önce arabulucuya, çözemezlerse mahkemeye gidiyorlar. Aradaki amaç tarafları bir araya getirmek ve iletişim kurarak birbirlerine husumet beslememelerini önlemektir. Amaç tarafların iletişim kurması birbirlerini anlamalarını sağlamaktır. Biz hakim olarak günlük 50-60 dosyayla ilgileniyoruz. Herkesi dinlemek gibi bir şansımız olmuyor. Fransa'daki uygulamayla ilgili bir konuyu örnek vereyim. Bir hakim 3 tane dosyasının bir günde bitmeyeceğini söylüyordu. Biz ise 50-60 dosyayı bir gün içinde bitirmek zorunda olduğumuzu söylüyorduk.” ifadelerini kullandı.

HUKUKÇULARIN AĞIRLIKLI OLMASINI İSTİYORUM

“Davalarda haksız olduğunu söyleyen var mı?” diye soran Hakan Öztatar, “Herkes kendi perspektifinden baktığında kendini haklı görüyor. Arabuluculukta işte insanlara eksikliklerini ve haksızlıklarını göstermeye çalışıyoruz. Bir teknik var. Bir mali müşavir veya psikolog da arabulucu olabiliyor. Ben şu anda hukukçu olması konusunu destekliyorum. Diğer meslek gruplarının da katılımı gerekir ama ağırlıklı olarak hukukçuların burada olması lazım. Şu anda her iki tarafa da eşit mesafedeyim. Ben arabulucu olarak emin ve güvenilir biriyim. Ben bakanlık tarafından akredite edildim. Yani bana izin verildi. Arabuluculukta iradilik vardır. İradilik ilkesi gereği isteyen arabuluculuğa geçeriz veya dava açma yolunu seçeriz. Bizim doğu kültürü zoru seviyor. Mesela İngiltere'de yüzde 98 oranlarına vurmuş arabuluculuk. Bir buçuk milyon uyuşmazlık var. Bir milyon 450 bini sulh, hakim ve arabuluculuk gibi sistemlerle işliyor. Sadece 50 bin dava var. Bir dava örneği vereyim. Tren yolu çalışanları bir çiftliğe giriyor, kapıyı açık bıraktıkları için çiftlikteki atlar tren yoluna giriyor ve onlara tren çarpıyor. Bu olay için dava açılıyor. Hakim dosyaya bakarak “Siz bunun için mi geldiniz?” diye soruyor. Burada çalışanlar kapıyı açık bırakmış mı? Evet. Atlar telef oldu mu? Evet. Atların fiyatı belli mi? Evet. “Ee o zaman bu davayı niye açıyorsunuz? Gidin bir arabulucuya” diyor. “Bir uyuşmazlık hakim karşısına gelecekse yargısal bir dokunuş olacak.” Davacıya diyor ki “Arabulucuya gelir misin?” diyor. Çiftlik sahibi “Hayır” diyor. Tren yolu işletmecisi arabulucuya gitmeyi kabul ediyor. Bunun üzerine dava devam ediyor. Sonuç şu oluyor: Yargılama gideri haklı da olsa arabuluculuğu kabul etmeyen tarafa ödetiyorlar. İngiliz temyiz mahkemesi o tarihten itibaren bu tarihe kadar bu içtihadı yapmışlar. Bizde bu olmaz. Bizde olması gereken nedir? İtalyan sistemidir. 1991 yılında arabuluculuk sistemine başlamışlar. İtalyanlar 2012 yılından sonra zorunlu arabuluculuk sistemine geçmişler. Bankacılık, sigortacılık ve alacak ve verecek dosyaları gibi dosyalarda arabuluculuk sistemine geçmişler. 5 buçuk milyon dosyaları var. Şu anda 200 bin dosya çözüyorlar. Başarı oranı yüzde ellidir. Kalan yüzde 50 ise mahkemelere intikal ediyor. Biz de zorunlu arabuluculuğa geçiyoruz. Şu anda Haziran'ın 21'ine kadar arabuluculuk yasalaşacak. Önce arabuluculuğa gidilecek daha sonra da mahkemeye gidilecek.” şeklinde konuştu.

GİZLİLİK İLKESİNİN OLMASI EN ÖNEMLİ ÖZELLİKLERDEN BİRİDİR

Şu anda 21 milyon icra dosyasının 13 milyonunun telefon ve bankacılık işlemleriyle ilgili olduğunu belirten Öztatar, “Mesela mobilyacılarla ilgili bir sıkıntı varsa bu iş için bir arabulucu tayin edilecek. Arabulucu olacak kişinin telefonu, maili ve her türlü iletişim kanalı ilan edilecek. Bir mobilya alan kişi eğer sıkıntı yaşıyorsa hemen o arabulucuyu arayacak. Bu arabulucunun masrafını ise mobilyacılar odası ödeyecek. Taraflar iki saat içinde anlaşamazsa bunun ücretini devlet karşılayacak. Eşitlik ve gizlilik var. Bakın arabuluculuk Amerika'da ilk olarak aile hukuk davalarında başlamış. Aile davaları için de gizlilik gerekiyor. Mesela ben, eşimden ayrılmak istediğim zaman bir dilekçe yazıyorum. Eşim şunu yaptı, şunları yaptı şunları yapmadı diye bir dilekçe yazıyorum. Bu dilekçe önce mahkemeye ardından da eşime gidiyor Eşim de okuyup bunun karşısına başka dilekçe yazıyor. O da benim şunları yaptığımı bunları yapmadığımı yazıyor. Annemin şunu, babamın bunu yaptığını yazıyor. Ne aile mahremiyeti kalıyor ne de ortada bir barış kalıyor. Birbirimize her türlü hakareti ediyoruz. Biz de bu alanda çalışıyoruz. Yazılan konuşulan her şey gizli kalıyor. Gizlilik sadece aile mahkemeleri için değil ticaret için de gerekir. Ticaret için gizlilik de önemlidir. “Bir şirketin çekleri dönüyor” deniliyorsa o şirketin bütün itibarı yok oluyor. Arabuluculuk sürecinde konuşulanlar, mahkemede kullanılamaz. Arabuluculukta söylenenler mahkemeye giremez. Hakim vicdanen hüküm veriyor ama elindeki delillere bakarak hüküm veriyor. Arabuluculuktaki amaç herkesi her şeyi daha rahat konuşabileceği bir ortam oluşturmaktır.” dedi.

SİSTEMİN GÜZELLİKLERİNİ ÖRNEKLERLE ANLATTI

Arabuluculuk konusunu anlatırken örnekler vermeye devam eden Hakan Öztatar, “İngiltere'de geçen bir olayı anlatayım. Bir insan manava gelmiş iki kilo portakal istemiş, ikinci gelen müşteri de 2 kilo portakal istemiş. Manavda da sadece 2 kilo portakal varmış. Müşterilerin biri “Önce ben geldim.” Demiş. Diğeri ise o manavın daimi müşterilerinden ve hatırı sayılır bir restoran sahibi. Demiş ki; “Restoranıma Kraliçe gelecek. Ben de ona portakallı kek ikram edeceğim.” Diğer müşteri ise “Ben bir büfe sahibiyim. Sabah kraliçe benim mekanıma gelecek. Ben kraliçeye portakal suyu ikram edeceğim” demiş. İkisini de kırmak olmuyor. Bu tartışma arabuluculukla çözülmüş. Birinin portakalın kabuğuna diğerinin de suyuna ihtiyacı olduğuna göre ikisini de memnun edecek bir karar vermişler. Biri portakalın suyunu diğeri de kabuğunu alarak memnun ayrılmışlar. İşte uyuşmazlığı olan davacı neyi bekliyor? Neyi aldığında mutlu olacak? İnsanlar çoğu zaman özür bekliyor. Bu olayların yüzde 87'si bir günde çözülüyor. İki yıl süren davalarımızı var. “Arabuluculuk olduğunu bilseydim oraya giderdim. Daha kolay olan davadan daha avantajlıdır.” diyen müvekkiller var. Siz hukukçular da yükümlülüklerinizi yerine getirerek, müvekkillerinizi 300-500 günlük davalara değil arabuluculara yönlendirin. Bütün avukat kardeşlerimiz müvekkillerini bilinçlendirsin. Önce arabuluculukla uyuşmazlığı çözmeye çalışsınlar. Bugün Türkiye'deki bütün şirketler birbirlerine dava açsa ihtiyati tedbir kararı koydursa, ülkenin ekonomisi durur. Geç gelen adalet adalet değildir. Arabuluculuk adalete hızlı erişimin adıdır. Arabuluculuk sisteminde kimin ne menfaatinin olduğu önemli değildir. Gider yok.” şeklinde konuştu.

ARABULUCULUK, 300-500 GÜNLÜK DAVALARA GÖRE ÇOK DAHA İYİDİR

Öztatar konuşmasının son kısmında, “Bakın Almanya'da dava dilekçelerinde arabulucuya gidilip gidilmediği, Arabuluculukta kimin ikna olduğu veya ikna olmadığı konuları da bulunur. Davaya bakan hakim de ona göre davayı ya devam ettirir ya da ettirmez. Amerika'daki arabuluculukla ilgili 61 şirketin ettiği kâr 149 milyon dolardır. Ülkemizde şu anda 6 milyona yakın arabulucumuz var. Önümüzdeki günlerde kalitenin artırılması anlamında bir sınır konulmasını istiyoruz. Mutlu müvekkil yeni müvekkil getirir derler. Acaba yargılama sürecinde kaç müvekkilimiz mutlu. Arabuluculuk sonucunda her iki taraf da memnun oluyor ve avukatlarına teşekkür ediyor. Sorunun dava aşamasına gelmeden çözülmesi durumunda avukatların daha çok iş yapacağına inanıyorum. Önümüzdeki günlerde 500 kişilik bir katılımın olacağı bir konferansımız olacak. 7 Mayıs'a kadar arabuluculuk için müracaatlar alınacak. Toplumsal barışabüyük katkısı olacak bu sisteme herkesin katkısını bekliyor hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.” ifadelerini kullandı.

Programın sonunda ,konuşmacı misafirler Ercan Ay ve Hakan Öztatar'a teşekkür plaketlerini MİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı B. Namık Ziyal ve MİAD Yönetim Kurulu Üyesi Avukat İrfan Aslan takdim etti. Plaket takdiminin ardından günün anısına toplu hatıra fotoğrafı çekildi.

 

Diğer Haberler