MİAD İŞ DÜNYASI RÖPORTAJLARI-7

Yeşildağ İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Erol Altan; "En Büyük Sermaye; Doğruluk Ve Dürüstlük"

Röportaj konuğumuz, Malatyalı İşadamları Derneği (MİAD) Yönetim Kurulu Üyesi Erol Altan. Aynı zamanda Yeşildağ İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı olan Erol Altan ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Malatya’nın Akçadağ ilçesinde dünyaya gelen Altan, hayat hikâyesini samimi cümlelerle anlattı. Siyasetten ekonomiye, sosyal sorumluluk projelerinden yaşantısındaki kesitlere dek birçok konuda sorularımızı cevaplandırdı…

MALATYA’DAN 17 YAŞINDA ÇIKTIM

Erol Altan kimdir? Kendi cümleleriyle daha yakından tanıyabilir miyiz?

Malatya-Akçadağ, İkinciler Köyü doğumluyum. 12 yaşında oradan, 17’sinde Malatya’dan ayrıldım ve İstanbul’a geldim. O gün bugündür İstanbul’dayım. Yeşilyurt tarafında küçük bir marketimiz vardı, onu işletiyorduk. Baktık ki ne uzuyor, ne kısalıyoruz. Okula da fazla hevesimiz yoktu. (Tebessüm ediyor) Lise terkim. Hep, “İstanbul’a gideceğim, ticarete atılacağım.” diyordum.

Tüccarlık çok büyük kapasitede değildi. Amcamla ortak, Şişli’de ufak bir ayakkabı dükkanı açtık. Askerlik çağına gelinceye dek orada birlikteydik. Gedikpaşa’dakilerin yüzde 60-70’i de Malatyalıdır. Oradan getirip satıyorduk. Vatani görevimin ardından yeniden İstanbul’a geldim. Aynı bölgede,  yine bir mağaza açtım. Ana cadde değil, mütevazı bir pasajdı. Tekstil ve ayakkabıcılık ile devam ettik 1995’e kadar…

TEKSTİLDE 5 SENEDE KAZANDIĞIMIZI, TURUNCU DEVRİM’DE 1 AYDA KAYBETTİK

İnşaat sektörüne giriş sürecinize açıklık getirir misiniz?

Başlarda kurumsal değildik. 10-20 daire yapıyorduk. 99 depreminde piyasa durgunlaştı. Tekstile de ara vermemiştik, bu alanda büyüdük, fabrika kurduk. Triko-penye üzerine işlerimiz yolundaydı. 2004’te Ukrayna krizi (Turuncu Devrim) patlak verdi. O dönemde ciddi zarar ettik. Fabrikayı tasfiye ettim. 5 senede kazandığımızı bir ayda verdik. Yaklaşık 3 yıl boyunca kenarda kaldım, tamamen piyasayı araştırdım. İnşaata döndüm. Elbette sektörler arasındaki değişim de birdenbire kolay değil. Yer, çevre edinmek vs… 10 yıldır da inşaattayız.

Atmaca kuşu serçeye musallat olur. Yaşanılan krizler, deneyimlerinizi mi artırdı?

Çok krizler geçirdik; ama aldığımız yaralar her seferinde bize tecrübe oldu. Türkiye şartlarında yol, her zaman düzgün değil. Yokuş, dere çıkar. Bunları da hesaba katmak lazım.

EN BÜYÜK SERMAYE; DOĞRULUK VE DÜRÜSTLÜK

Malatyalılar, her şarta ve koşula çabuk uyum sağlayabiliyorlar, kendilerini farklılaştırabiliyorlar. Bu görüşle eşdeğer bir tecrübe edindiniz mi?

Ben inşaattan hiç anlamazdım. 1995’te kafaya taktım. 2007’de de kurumsal ve profesyonel olarak adım attık. Tekstilde işlerimiz bozulunca sermayemiz de yüklü değildi, mütevazıydı. Piyasaya, milletimize verdiğimiz güven önemliydi, hiçbir senedimiz ve çekimiz yazılmadı, kapımıza alacaklı gelmedi. Ne kadar doğru ve dürüstsen, temiz iş yaparsan en büyük sermayen de odur. Bizi bugünlere de bu bakış açımız getirdi. Hatırı sayılır icraatlarımız var. Lokomotifimiz inşaatın yanı sıra güvenlik, site yönetimi, otelcilik, uluslararası sağlık turizmi üzerinde çalışıyoruz.

BİR YILDIR SAĞLIK TURİZMİNE YÖNELDİK

Özellikle Turgut Özal Tıp Merkezi’nin olumlu etkisiyle Malatya’da sağlık turizmi konusunda girişimler mevcut. Siz de aynı alandasınız. İşleyişi anlatır mısınız? Keza Karaciğer Nakil Ekibi Başkanı Prof. Dr. Sezai Yılmaz da medari iftiharımız…

Bir yıldır sağlık turizmine yatırım yapıyoruz. Yüzde 50’lik bir yabancı ortağımız var. Onlar dışarıdaki, biz içerideki organizeyi gerçekleştiriyoruz. Onlar hastaları buluyorlar, biz de burada konaklama, yani otelcilik hizmetini veriyoruz. Hastanelerde tedavi olanların gelişleri ve gidişlerini bizim firmamız ayarlıyor. Şu an çok büyük bir kapasiteye sahip değiliz; ama gün geçtikçe artıyor. Libya Konsolosluğu’yla anlaşmamız var. 150-200 kişiyle biz ilgileniyoruz. Bedelini de konsolosluk ödüyor. Bunu daha da geliştirmek istiyoruz. Arabistan’da bir şube açmayı hedefliyoruz. Hiç anlamadığım bir daldı. İşi bilenle yola çıktığınızda öğrenmeye başlıyorsunuz.

KÂR, ZARARIN KARDEŞİDİR

Bilmediğimiz işlere girdik; fakat zor olduğunu da düşünmüyorum. Tabii ki kâr gibi zarar da edebiliyorsun. Zararı göze alabilirsen kazanırsın. Zararı bilen, nasıl kâr yapacağını bilir. Hemen ayrılıp çıkmamak gerek. “Herkes kazanırken, ben neden zarar ettim?” diyip muhakeme yapmalısın. Tılsım bu noktada çözülüyor. Tekstil, inşaatta da zarar ettik. “Kâr, zararın kardeşidir.” diye bakılmalı. Zararda bazen yarar var. Temkinli, tedbirli davranırsın. “Bir musibet bin nasihatten iyidir.” mantığı. Çünkü bir zararla, önündeki daha büyük zararları gideriyorsun.

Kaç kişiye istihdam sağladınız?

Bütün şirketlerde 1.000’in üzerinde. Zaman zaman bu 1.500’ü de buluyor şantiyenin durumuna göre.

İSTANBUL’DA İLK KENTSEL DÖNÜŞÜMÜ YAPAN FİRMAYIZ

Yeşildağ İnşaat olarak İstanbul’un Kağıthane bölgesinde, kentsel dönüşüme yoğunlaştınız…

Yeşildağ İnşaat olarak İstanbul’da, belki de Türkiye’de ilk kentsel dönüşümü yapan firma biziz. Tamamen bu odakta, Kağıthane’de çalışıyoruz. İnsanlar Fikirtepe’yi konuşurken biz işi başlattık. Fikirtepe’de hâlâ biten bina yok. Biz iki sene önce ada bazında rezidans olan projemizi gerçekleştirdik.

Kağıthane zamanında kırsal bir bölgeyken şu anda İstanbul’un tam göbeğinde kaldı. Ciddi anlamdaki çarpık yapılaşma, haliyle silueti de bozuyor. Sokaklar dar. 3-5 katlı, eski binalar… “Eskiyi yık, yeniyi yap.” mantığı, kentsel dönüşüm değil. Onlarca binayı toplamak, ada bazlı, hatta daha büyük projeler meydana getirmelisiniz. 100, 200, 300, 400 insanı bir araya getiriyoruz, arazilerin hepsini birleştiriyoruz. Devletten, belediyeden yardım talep etmeden, birebir vatandaşla oturuyoruz, memnun kalmalarını sağlayacak şekilde onları ikna ediyoruz. Yaptığımız çok kolay bir iş değil.

Bunu başardık, insanlar bize inandı, güvenleri tam. İki projemizi bitirdik, 3., 4. ve 5.sine bu sene başlayacağız inşallah. Devletin istediği modeli, fiilen, firma olarak yapıyoruz.

MALATYA SEVDASINDAN ESİNLENEN PROJELER: 4401 VE 4402 RESİDENCE

Yeşildağ İnşaat olarak 1.000 konutluk üç proje için kolları sıvadık. 300 daireli olan başladı. İkincisi 250 daire. İlkinde yaklaşık 118, ikincisinde 95 varisi bir araya getirdik. İkincisine 4-5 ay sonra başlayacağız. Üçüncüsü 500 daireli. Orada da 274 kişiyi bir araya getirdik. İçlerinden birisi, “Yok.” dese o projeyi yapamıyoruz. Onu da ikna ettik. Birinin adı Malatya’dan geliyor. İlki 4401 Residence, ikinci etabın ismi 4402 Residence. Üçüncüsüne daha isim bulmadık, araştırıyoruz. (Tebessüm ediyor)

Sizin gibi elini taşın altına koyan firmalara bankaların yaklaşımı hakkında bilgi verir misiniz?

Bankalar inşaat sektörüne biraz daha mesafeli. Aslında kentsel dönüşüm odaklı firmalara destek vermeliler. Çünkü biz şehrin tam göbeğindeyiz. Bu bölgelerde satış ve kiralama sorunu yok. Piyasadaki projelere oranla fiyatlarımız çok çok uygun. Hemen hemen yarı yarıya. Gecekondu bölgelerinde birinci sınıf rezidans projeleri gerçekleştiriyoruz. Bizim bulunduğumuz nokta E-5’in kenarı, Perpa Ticaret Merkezi’nin karşısı, adliyenin 500 metre yanındayız. Taksim’e 5, Beşiktaş’a 10, Şişli’ye 3 dakika mesafedeyiz. Çok kupon bir yerdeyiz.

HEDEFİMİZ, 10 YILDA 10 BİN KONUT

“Esenyurt, Beylikdüzü, Ataşehir de şehrin merkezi.” diyorlar. Ancak İstanbul varken oralar yoktu; ama Kağıthane vardı. Osmanlı dönemine dayanan bir yerleşim. İstanbul’un yaşam olanı olan bir bölgesini biz güncelliyoruz. Çarpık yapılaşmayı toparlıyoruz, yerine muazzam projeler üretiyoruz. Şu an Kağıthane’nin bir mahallesindeyiz. 10 yılda 10 bin konuk projemiz var. 5-6 bin konutun anlaşmalarını, yüzde 50-60 oranında tamamladık.

500-1.000 aileyi ikna ettik. Yeşildağ İnşaat’ın kapısını güvenle çalıyorlar. Şükürler olsun, Allah bu itibarımızı bozmasın. Gayemiz, inşallah memleketin hayrına daha çok iş yapmak. Bu da hepimiz için faydalı olacak. Sırf para kazanmak değil. İnsan, güven, itibar kazanmak. En önemlisi bunlar.

Bizim de kendimizi anlatabilmemiz lazım. Neye ihtiyaç duyduğumuz bilinmeyebilir. Derneğimizin (MİAD), siyasilerin, iktidarın, muhalefetin kanalıyla derdimizi anlatacağız. Onlar da derman olacaklar, önümüzü açacaklar diye düşünüyorum. Bundan sonra daha da açılacağı fikrindeyim.

BAKANIMIZ BÜLENT TÜFENKÇİ, MALATYA’NIN GURURU

Malatya, uzun zamandır duyulan bakanlık özlemini Sayın Bülent Tüfenkçi (Gümrük ve Ticaret Bakanı) ile giderdi…

Malatya’da merhum Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’dan sonra siyasetçiler hep çıktı; ama bakanlık görmemiştik. Malatyalıların memlekete ekonomik açıdan büyük katkıları var. Ciddi işadamlarımız mevcut. Malatya’da her zaman siyasetin de ön planla olması gerekiyor. Sayın Bülent Tüfenkçi de Malatya’nın gururu. Malatya’dan onun çıkması bizi sevindirdi. İnşallah bundan sonra daha da iyi siyasetçileri Ankara’da görmek istiyoruz. Sadece Malatya değil, Türkiye adına verimli siyasetçilerin çıkacağını düşünüyoruz. Bülent Bey çok dürüst, karakterli ve siyasî camiada güven duyulan biri. Bakanımıza güveniyoruz. Memleketimiz için güzel şeyler yapacağına inanıyoruz.

TÜRKİYE EKONOMİSİNE 10 ÜZERİNDEN 9

Türkiye ciddi badireler atlattı. Son olarak da 15 Temmuz hain darbe girişimi… Siz bunca zorluğa rağmen ülke ekonomisinin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Geleceğe dair beklentileriniz neler?

Harika, muazzam bir soru. Türkiye ekonomisini çok canlı buluyorum. Birkaç sektördeyiz. Dışarıdan baktığınızda bunu daha iyi anlayabiliyorsunuz. Yazın Selanik, Atina turu gerçekleştir. Gittik, baktık, gezdik arkadaşlarla. Atina’da, Yunanistan’da savaş, terör yok. Her şey güllük, gülistanlık gibi; ama ekonomik kriz var, iş yok. Türkiye terör örgütleriyle uğraşıyor, sınırda savaş var. Bütün olaylar ülkemizin üzerinde dönüyor, her olumsuzluk mevcut. Buna karşın ekonomimiz çok canlı.

Bir an, Türkiye kıyasladığım Yunanistan’ın durumunda olduğumuzu düşünelim. Eğer onlar gibi hiçbir problemimiz olmasa uçar gideriz. Türkiye ekonomisi 10 demeyeyim; ancak 9 numara. Bu kadar badireye rağmen mücadele halindeyiz. İhracat, yatırımlar yapıyor ve ayaklarımızın üzerinde duruyorsak bu memleketin hakkını yememek lazım. Diğer ülkelere bakarsak biz 10 numarayız.

Bulgaristan ve Yunanistan yatıyor. Hiçbir şey yok. Caddelerindeki 50 mağazanın 10’u kapalı. İş, canlılık, hareket ve üretim yok. Burada tam tersi bir durum söz konusu. Devlet yatırımları yadsınamaz. Tüneller, köprüler, yollar… Hareketsiz olan bir memlekette bunlar olur mu? Olmaz. Çok iyiyiz, daha iyi olacağına eminim. Bunu hakikaten içtenlikle söylüyorum. Terör, Suriye olayları bitsin, Türkiye’yi kimse tutamaz. Herkes iş yapmaya hevesli. İşadamları, yatırımcılar… Yeter ki tedirginlik ortadan kalksın.

‘EVET’, PİYASADAKİ İYİMSERLİĞİ ARTIRDI
16 Nisan referandumundan ‘Evet’ çıkması, tedirginliği ortadan kaldırdı mı?

 ‘Evet’ sonucu, yatırımcıları, işadamları, tüccarlar ve esnafı rahatlattı. Terör ve Suriye krizi geriye gittiği takdirde Türkiye’nin nü açık. Yeter ki dışarıdaki insanlar biz gittiğimizde güven hissetsin. Güven doğdu mu olay bitmiştir. ‘Hayır’ çıksaydı da çok şey değişmeyecekti. Bir hafta, 10 gün, ufak bir tedirginlik yaşanırdı. Sonrasında aynı havayla devam edilirdi. Döviz ‘Evet’te 50 kuruş düştü, ‘Hayır’da 50 kuruş çıkardı, ardından aynı seviyelere gelirdi. Sadece psikolojik bir etkisi olurdu. Çünkü bu hükümet seçimi değildi. Bu, olması gereken, sistem meselesi bir durum. ‘Evet’ iyimser havayı artırdı.

İstanbul’dan Malatya nasıl görünüyor?

Malatya’da da hareket ve canlılık var. Göç alan, üretime ve tarıma dayalı bir şehir. İyimserlik ve güzel hava oraya da yansıyacak. İstanbul, Türkiye’nin beyni. İstanbul nasıl olursa bütün kentler payını alır, oralara da yansır. Çünkü İstanbul’daki sanayici, yatırımcı Malatya’da fabrika, işyeri açmış.

MALATYALI OLMAK AYRICALIK

MİAD’ın etkinliklerine hevesle iştirak ediyorsunuz. MİAD’la tanışıklılık sürecini aktarır mısınız? Beklentilerinizi karşıladı mı?

İlk başta üyeliğimiz vardı. Ardından arkadaşların, özellikle Sayın Başkan Yunus Akdaş’ın tavsiyesi üzerine yönetime girdim, iyi ki de girmişim. Diğerlerine baktığımda Malatyalı işadamlarının hakikaten büyük farklılığı var. Yönetimi, derneği, üyeleri… Malatyalı olmak ayrıcalık. Malatya’daki mozaik, Türkiye’ye yansasa memlekette hiçbir sorun olmaz. Güneydoğu ve Doğu’ya bakınca, terörün olmadığı illerden biri. İdeolojik olarak uç fikirlere sahip insanlar, huzur içerisinde bir arada yaşayabiliyor.

Her türlü insan var; ama ayrımcılık yok. Alevi, sünni, sağcı, solcu… Derneklerde de aynı şey söz konusu. Malatya’nın tümündeki bu olguyu MİAD da çok ön plana çıkarıyor. Özellikle de Yunus Bey’in karakteri… Malatya’da herkes iç içedir. İstisnalar kaideyi bozmaz; fakat genel olarak yapısı bu.

HER ŞEY MENFAAT DEĞİL!

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Başbakan iken, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da MİAD’ın toplantılarına iştirak etmişti. Gerçekleştirilen aktivitelerle ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz? Amacına ulaşıyor mu?

Dernekteki arkadaşlarımızın hepsine gayretlerinden ötürü teşekkür ediyorum. Toplantıların sonunda olumlu, güzel sonuçlar alıyoruz. Her şey menfaat değil. Bir bakanı, başbakan yardımcısını ağırlarken toplumumuzu tanıtmış oluyoruz. Mantalitemize yakinen şahit oluyorlar. Diyor ki, “Herkesin Malatyalı olması lazım.” Niye? Malatyalıları örnek bir halk olarak gördüğünde, bizim kişiliğimiz, karakterimiz ortaya çıkıyor. Siyasetçiler ve bizler olumlu ayrılıyoruz. Gelen bakanı, müsteşarı bir daha çağırmalıyız. Muhabbet eskimemeli, ilişki soğumamalı. O bağı sağlam tutmalısınız.

İşadamlarının her daim devletle irtibatı olması gayet doğal. Bugün, yarın. İşlerimizi hızlı, seri ve randımanlı yapabilmek için iktidarı ve muhalefetiyle, bütün politikacılarla ilişkileri sıcak tutmalıyız. Onlara meramımızı anlatmalıyız. Derdini anlatmayan dermanını bulamaz.

Sorunların giderilmesi adına işadamlarımızın bazı talepleri oluyor. Problemler aşılıyor mu?

Genel olarak çözüme ulaştırıyoruz. Siyasetçilerden dernek çatısı altında talepte bulunmamız randımanı artırıyor. Çünkü devletten, hükümetten, siyasetçilerden Malatya adına bir şey istiyoruz. Bu konuda da başarılı olduğumuza inanıyoruz. Bir, iki derken, üçüncü de kopartıyoruz. Zaten vermek durumundalar. (Tebessüm ediyor)

MİAD KONUKEVİ, EN ALKIŞLANAN ADIMLARIMIZ ARASINDA

Nuryıldız Tekstil’in patronu, MİAD önetim Kurulu üyelerinden Sayın Şahin Nalbant, MİAD Konukevi’nin destekçilerinden. Proje hakkındaki fikirleriniz?

Konukevi, MİAD’ın başarılı icraatlarından biri. Turgut Özal Tıp Merkezi, Türkiye çapında 10 numara, randımanlı bir hastane. Her taraftan hasta geliyor. Maddî durumu olmayanların kapıda yattığına herkes şahit olmuştur. Konukevinin bu insanlara konaklama imkânı sağlaması muazzam. Barınanların duası yeterli bizim için. İlkinin yetersizliğinden ötürü ikinci tesisin yapılması gündeme geldi. MİAD olarak elimizi taşın altına koyacaktık. Allah razı olsun Şahin Nalbant ağabeyimiz, “Bu duaların hepsini ben alacağım.” dedi. (Tebessüm ediyor) İnşallah o duaların hepsini de alır. Konukevi, Malatya için bir değer. Herkes orayı anlatır. Güneydoğu ve Doğu Anadolu’dakiler… “Gittik, yedik, içtik, yattık.” diye.

MİAD bu işin öncülüğünü yaptı. Şahin Nalbant ağabey gibiler de malî destek sağladı. Bunu düşünmek, tasarlamak ve ortaya getirmek önemliydi. İşte bu, MİAD’ın Malatya’ya faydası. Kimsenin menfaati yok.

Turgut Özal Tıp Merkezi, SGK ile yapılan anlaşma gereği yeşil kartlılara da bakıyor…

Muazzam bir hastane. 

 

RÖPORTAJ: MURAT ÇETİN

 

Diğer Haberler