EKONOMİNİN DUMANSIZ LOKOMOTİFİ: PERAKENDE SEKTÖRÜ

Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörleri arasında olan perakende sektörü, son 10 yıl içerisinde büyüklüğünü 3 katına çıkarmıştır. 2013 yılını beklentilere parelel olarak bir önceki yıla göre yüzde onlar civarında bir büyümeyle 250 Milyar doların üzerinde bir ciro ile tamamlayan sektörün 2014 yılını da benzer bir büyüme oranı ile kapatması bekleniyor.

Sektörün yapısıyla ilgili genel bir değerlendirme yapacak olursak öncelikle en temel ayrımın “Geleneksel Perakende” ve “Organize Perakende” ayrımı olduğunu görüyoruz. Gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında Organize perakendenin payının ülkemizde biraz geride olduğunu söylemek mümkün. 2013 rakamları ile organize perakende yılı 98 milyarlık bir büyükle tamamladı. Organize olmuş bir sektörün -hangi sektör olursa olsun- kanunlarca düzenlenmiş, kayıt dışılık gibi bir sorunu olmayan, yükümlülüklerini düzenli ve sorunsuz yerine getiren, dünya standardında iş kalitesi ve yönetim süreçleri olan hatta bir kısmı halka açık olması nedeniyle tüm veri ve bilgileri açık şirketlerden oluşan bir sektör olduğundan bahsetmek yanlış olmaz. Bu nedenle öncelikli olarak geleneksel-organize ayrımına “büyüklerin küçükleri ezdiği duygusal bir dünya olarak bakma” yanlışına dikkat çekmek gerekmektedir. Organize perakende, geleneksel perakendenin rakibi değil, tamamlayıcısı ve iş ortağıdır. İş süreçlerini kolkola götüren geleneksel ve organize perakendeyi birbirinin rakibi gibi görmek ve göstermek başlıca hata olacaktır. Ayrıca bugün organize perakendeyi oluşturan büyük, hatta küresel arenada marka olmuş oyuncularına bakıldığında hepsinin mütevazı ölçeklerle geleneksel olarak algılanabilen şekilde başladığını görmek ülke ekonomisi açısından da gurur kaynağıdır.

Perakende sektörünün ülke ekonomisi için bir diğer anlamı ise istihdam tarafındadır. 700,000 kişiye iş olanağı sağlayan organize perakendenin istihdam tarafında rakamlardan daha öte sosyal bir anlamı olduğunu unutmamak gerek. Perakende sektörü, yapı olarak kadın ve genç istihdamı konusunda ciddi bir ağırlığa sahiptir. Başta satış ve pazarlama olmak üzere sektör gençlere ve işgücüne katılmayı tercih etmiş kadınlara önemli iş olanakları sunmaktadır. Tüm dünyada Türkiye ekonomisi başta “genç nüfusu” ile dikkat çekerken gençlerin ve kadınların en yoğun yer aldığı sektörün perakende sektörü olduğu unutulmamalıdır. 

perakendePerakende sektörü bu özellikleri ile aslında sadece ülkemizde değil, tüm dünyada dikkat çekmekte ve tüm ülke ekonomileri adına önem taşımaktadır. Özellikle perakende sektörü için önemli global kaynaklardan birisi olan AT Kearney verilerine göre Türkiye Perakende Sektörü, “Küresel Perakende Gelişim Endeksi (*)”nde 6 sıra yükselerek 13.lükten 6. sıraya gelmiştir. Tüm bu ümit veren tablonun yanında sektör, tabloda rakibi olan diğer ülkelerin hiç birinin takviminde olmayan bazı yasal düzenlemelerle meşgul. “Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı” ya da kamuoyunda bilinen ismiyle “Perakende Yasası” (hatta kimilerince “AVM Yasası”) olarak adlandırılan ve çok iyi niyetlerle yola çıkılmış olan düzenlemenin serbest ticareti kısıtlamayan, kayıt dışılığa meydan vermeyen, yabancı yatırımcı açısından bakıldığında yükseliş gösteren bir sektörün önünde yatırımcılar açısından engel olarak algılanmayan bir düzenleme olması sektör için kritik önemdedir. Geleneksel ve organize perakendeyi rakip değil de iş ortağı gibi görmek bu bakış açısının doğru yönde gelişmesi için ilk doğru adım olacaktır. “Küçük esnafın büyüklerce ezildiği” gibi duygusal ve ülke ekonomisi adına hayli yanlış söylemler yerine küçük esnafların “büyük esnaflar”ı gözlemleyerek, belki örnekleyerek dünya standartlarında çalıştığı, organize olduğu, kendi standartlarını geliştirdiği, tercihe göre büyüdüğü ya da küçük ama kaliteli kaldığı ve markalaştığı bir ticari hayatı hayal etmek çok da zor değil.

2023 vizyonu ile “10 Türk markasının dünya markası olması” hedefiyle birlikte, sektörün hedefi bu 10 markanın 3’ünün perakende sektöründen çıkması.  Yerelden ülke geneline, ülke genelinden küresele giden yolda şahit olduğumuz, gerçekleşmiş pek çok başarı hikayesi varken, ülkemizden Apple’ların, Walmart’ların çıkabilmesini abartılı hayaller olarak görmemek lazım.

Özellikle bizlerin bu coğrafyada bu hayalleri yaşatması ve kolkola geliştirmesi hiç zor değil. Zira ahilik geleneklerinden -tarihin şimdi algılanan anlamda- ilk alışveriş merkezi Kapalıçarşı’ya kadar ticareti, perakendeyi çok iyi anladığının, özümsediğinin ve ticari hayatı kol kola geliştirdiğinin pek çok ispatı bu toprakların özünde bulunmakta. Bunu  yanına çağın gerektirdiği teknolojik, teknik, organizasyonel gelişmeleri de katınca bu coğrafyanın ticari hayatın bütününde de ideal sentezi bulup yaşatmasından daha doğal bir seyir olmayacaktır.

 

Burak Ünaldı

Tüm Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Federasyonu

Genel Sekreteri

Diğer Bloglar