BİR REKABETÇİ AVANTAJ FIRSATI OLARAK DENETİM

BİR REKABETÇİ AVANTAJ FIRSATI OLARAK DENETİM

Günümüzde; işletmeler,  küresel rekabet ortamı ve artan krizler arasında varlığını sürdürebilmek , tam kapasite ile  çalışabilmek ve karlılığını artırmak için mücadele vermektedir.   Dolaysıyla, varlıkların etkin kullanımı, finansal raporlamaların güvenirliliği, hile ve suistimallerin engellenmesi, yasalara ve mevzuata uygunluk ,iş süreçlerinin verimli tasarlanması, maliyet minimizasyonu işletmelere değer katmakta ve ve rekabet edebilme  düzeyini artırmaktadır.

Son yıllarda ortaya çıkan bir diğer gerçek ise ; işletmelerde hata ve hile oranlarının artmış olmasına ilişkindir. Uluslararası Suistimal  İnceleme Derneği’nin (ACFE ) yapmış olduğu bir araştırmaya göre, tipik bir kuruluş,  varklıklarının kötüye kullanımı, yolsuzluk ve mali tablo suistimali nedeniyle her yıl gelirlerinin %5’ini  kaybetmektedir. Bu veri ile  Dünya Gayri-Safi Hasılası karşılaştırıldığında,  suistimale bağlı olarak 3,7 trilyon dolarlık küresel kayıp olduğu anlaşılmaktadır. Bu kayıplara sadece işletme gelirlerinin çalınması olarak bakmak doğru değildir. Her işletme, ölçeği ne olursa olsun,  ülke ekonomisi için değer ifade etmekte olup,   bu işletmelerin  maruz kaldıkları kayıp ve suistimaller aslında o ülke bireyinin cebinden çalınan para demektir.

İşletmelerin ölçeğine göre;  en sık rastlanan suistimal türleri;  yolsuzluk, fatura suistimali, çekte tahrifat, harcama suistimali, bordro suistimali, mali tablo suistimali, nakit mevcudunu çalma, yazarkasa ödeme suistimali ve stok suistimali şeklindedir. Teknolojik ilerlemeler ve küresel iş ortamının sürekli gelişimi de bu suistimallerin tesbitini zorlaştırmaktadır.  Kurumlar sadece iç tehdit niteliğindeki suistimallerle karşı karşıya kalmamakta, dış tehditlerle de mücadele edip proaktif önlemler alarak kurumsal risk yönetimini şirketin bünyesine entegre etmek durumunda kalmaktadırlar.

Kurumların amaçlarına ulaşmasına yardımcı olmak üzere o kurumun risk yönetimi, kontrol ve kurumsal yönetim süreçleri değerlendirilerek, bu süreçleri iyileştirmek ve geliştirmek amaçlı denetim faaliyetleri alınır. Ayrıca, kurumların risk haritaları belirlenerek şu hususlarda düzeltmeler ve avantajlar sağlanır:

 

  • Rakiplere karşı proaktif olabilmek
  • Risk ve tehditlerin önceden tespit edilebilmesi ve yönetilebilmesi
  • Sürdürülebilir karlılık ve büyümeyi sağlamak
  • Marka ve itibarın korunması
  • Risk ve belirsizliklerin  fırsata dönüştürülmesi
  • Bilgi sistem ve teknolojilerin  güvenliğinin sağlanması
  • Operasyonların etkin ve verimli yürütülmesinin kontrolü
  • Mevzuat, kanun, düzenleme ve sözleşmelere uyumun sağlanması
  • Tasarruf sağlanabilecek hususların tespiti
  • Mali ve operasyonel bilgilerin güvenirliliği ve bütünlüğünün sağlanması
  • Kurum içi suiistimalin önlenmesi ve caydırılması
  • Kurumsal yönetişim sorunlarının değerlendirilmesi
  • Finansal ve finansal olmayan tüm raporlamaların güvenilirliğinin sağlaması
  • İş süreçlerindeki kronik sorun ve zafiyetlere çözüm bulmak
  • Vergi, iş kanunu, SPK, BDDK düzenlemeleri, iş sağlığı ve güvenliği, çevre yönetimine yönelik kanun ve düzenlemere uyum eksikliklerinin giderilmesi
  • Varlıkların daha iyi korunması veya olası kayıp, kaçak ya da suistimallerin önüne geçilebilmek için önlemler alınması
  • Müşterilere değer katabilecek ürün ve hizmetler sunulması
  • Personel yapısı ve örgüt yapısının iyileştirilmesi
  • Muhasebe işlemleri ve kayıtlarındaki risklerin bertaraf edilmesi

 

Zira; yeni TTK, Basel III düzenlemeleri, SPK tebliğleri, BDDK mevzuatı da şirketlerden daha iyi bir kurumsal yönetim anlayışını talep etmektedir.

Özetle, tüm işletmelerin ekonomik devamlılığı,  iç ve dış risklerden en az kayıpla  kurtulmak , kurumsal performansı artırmak, küresel sisteme entegrasyon,  sürdürülebilir karlılık, kurumsallaşma, hile oranlarının azaltılması, hiç şüphesiz sürekli denetim hizmetlerini önemli kılmaktadır.

Mikro düzeyde ülkedeki her çalışan sadece kendi ailesini geçindirme mesuliyeti altında iken,  makro düzeyde ülke ekonomisinin sıkı sıkıya bağlandığı zincirin önemli bir halkasını oluşturan işletme sahipleri  hem kendi ailesinin, hem de  bünyesinde çalışmakta olan personelin ailesinin de yükümlülüğünü taşımaktadır. Dolaysıyla işletmelere değer katmak,  amaçlarına ulaşmalarını sağlamak,  devamlılıklarını sağlamak, karlılıklarını artırmak ve suistimalleri önlemek sadece ‘denetim’ hizmetinin çalışma kapsamını  değil,  tüm vatandaşların görev sorumlulukarını ve etik değerlerini belirlemektedir.

 

Funda KIZIL

Bağımsız Denetçi

Diğer Bloglar